En iyi ve en kötü iki şey!..
Peygamber Efendimiz, Muâz İbni Cebel hazretlerini Yemen’e göndermişti. Hazret-i Muâz, vedâ edip ayrılırken şöyle dedi:
- Yâ Resûlallah bana nasîhat et.
Resûlullah efendimiz dilini işâret ederek;
- Diline sâhip ol, buyurdular.
Muâz, tekrar nasîhat istedi. Peygamber Efendimiz;
- Yâ Muâz! İnsanların yüzüstü Cehenneme düşmelerine sebep, dillerinden başkası değildir, buyurdu.
Ebû Hüreyre hazretleri şöyle demiştir: İnsan bir kelime söyler ve onu önemsemez. Oysa o kelimeden ötürü cehenneme yuvarlanır ve yine bir kelime söyler, bu kelimeyi yeterince takdir etmez. Halbuki Allahü teâlâ o kelimeden ötürü onu cennetin yüce mertebelerine yükseltir.
Ebû Zer-i Gıfârî hazretleri şöyle demiştir: Hz. Peygamber bana şöyle dedi:
-Sana, bedenine hafif, mizanda ağır bir ameli öğreteyim mi?
-Evet, ya Resûlallah! Öğret!
-O amel susmak, güzel ahlâk ve seni ilgilendirmeyeni terk etmektir.
Bir defasında hazret-i Ömer, bir genci görünce şöyle buyurdu:
- Delikanlı! Eğer üç şeyin kötülüğünden kendini korursan, gençlik çağının sebep olduğu şeyden korunmuş olursun: Dilinin kötülüğünden, cinsî arzularının kötülüğünden, bir de midenin kötülüğünden korunursan, kendini gençliğin kötülüklerinden korumuş olursun.
Hazret-i Lokman Hakîm birisinin işinde çalışıyordu. Çalıştığı kimse;
- Şu koyunu kes ve en güzel iki parçasını pişirip bana getir, dedi.
Hazret-i Lokman koyunu kesti, yüreği ile dilini pişirip efendisine sundu.
Başka bir zaman da, en kötü iki parçasını istedi.
Hazret-i Lokman, bu defa da yine yüreği ile dilini pişirip götürdü. O kimse bunun sebebini sorunca buyurdu ki: “Temiz oldukları takdirde bedende kalb ile dilden daha güzel iki et parçası yoktur. Pis oldukları takdirde ise onlardan daha kötü iki et parçası yoktur.”