Hıristiyan gencin imanı!..
Abdullah-ı Dehlevi hazretleri, çok büyük evliyadır. Nice fasık kimseler, hatta kâfirler, Onun bir teveccühüyle hidayete kavuşurlardı.
Mesela;
Güzel ve yakışıklı bir Hıristiyan genç vardı o devirde.
Bu genç, her nasılsa bu zatın dergâhının önünden geçerken, merak edip içeri girdi.
O esnada Abdullah-ı Dehlevi hazretleri bazı talebesiyle sohbet ediyordu.
O da bir kenara oturup severek dinlemeye başladı sohbeti.
Hiç duymadığı şeylerdi bunlar.
Büyük zevk aldı anlatılanlardan.
Talebeler onu tanıyor ve;
- Bu Hıristiyanın burada ne işi var? diyorlardı birbirlerine.
Büyük velî, şefkatle bir nazar etti ona.
O anda gencin kalbinde tatlı bir şeyler dolaşmaya başladı.
İman nuruyla aydınlandı o bakışla.
Hidayet gelmişti.
Şehadeti getirip, imanla şereflendi oracıkta.
NAMAZ İÇİN ÖZÜR
Bir gün de gençlerle sohbet ediyordu ki, gençlerden biri;
- Efendim, namazı kazaya bırakmak için hiç özür var mı? diye sordu.
Cevaben;
- Elbette var, buyurdu.
- Onlar nedir efendim?
- Uyku ve unutmak özürdür mesela.
- Başka hocam?
Mübarek zat tebessüm etti:
- Bir de ölmek tabii.
- Ölmek mi efendim, nasıl yani?
- Yani Müslüman hayattaysa beş vakit namazını mutlaka kılacaktır. Ancak ölünce kılmaz.
Genç anlamıştı meseleyi.
“Bir daha hiçbir namazımı kazaya bırakmayacağım” diye söz verdi kendi kendine.
Ve tuttu bu sözünü.
Bir vaktini bırakmadı kazaya.
“Mümin kinci olmaz!..”
Kin bir felakettir. Kin tutan, kendi fikri kabul edilmediği için karşısındakine düşmanlık besler, bazen ömür boyu onu affetmez. Hadis-i şerifte, “Mümin kinci olmaz” buyurulmuştur.
Dinimiz din kardeşliğini emretmiştir. Nitekim hadis-i şeriflerde şöyle buyurulmuştur:
“Ameller pazartesi ve perşembe günü Hak teâlâya arz olunur. Hak teâlâ da, şirk koşmayan herkesi affeder. Ancak bu mağfiretten birbirine kin tutan istifade edemez. Cenab-ı Hak, ‘Onlar barışıncaya kadar amellerini bana getirmeyin’ buyurur.”
“Birbirinizle münasebeti kesmeyin! Birbirinize arka çevirmeyin! Birbirinize kin ve düşmanlık beslemeyin! Birbirinizi kıskanmayın! Ey Allah’ın kulları kardeş olun! Bir Müslümanın diğer kardeşine darılarak üç günden çok uzaklaşması helal değildir.”
Kinden, husumetten kurtulmak için güzel şeyler konuşmak, yumuşak huylu, affedici olmak lazımdır. ‘Yumuşak konuşmak, kararlaşmış kinleri yıkar’ buyuruldu. Resul aleyhisselam buyurdu ki: “Cennette bir kısım köşkler vardır. Onların dışı içinden, içi de dışından görünür. Allah o köşkleri yemek yedirenler ve yumuşak konuşanlar için hazırlamıştır.”
İsa aleyhisselamın yanından bir domuz geçti. Hz. İsa domuza ‘selametle geç!’ dedi. Bunun üzerine Hz. İsa’ya ‘Sen domuza nasıl böyle diyorsun?’ dediler. Onlara cevap olarak ‘Dilimi kötü söze alıştırmak istemiyorum’ dedi.
Hz. Ömer buyurdu ki: ‘Hayır yapmak kolay bir şeydir. Çünkü güler yüzlülük ve yumuşak konuşmak da hayır yapmaktır.’
Hükemadan biri şöyle demiştir: ‘Rabbini öfkelendirmeyen ve arkadaşını razı eden konuşmada cimrilik yapma! Çünkü Rabbinin o konuşmadan dolayı sana iyilik yapanların sevabını ihsan etmesi umulur.’
Yumuşaklığın aksi olan husumet ise göğsü alevlendirir, öfkeyi kabartır, huzuru bozar, kalbe eziyet verir. Öfke ise, tutuşturulmuş ateş gibidir. İnsan hakim olmazsa, ilk yanan kendisi olur.

